0 216 390 64 77
Sosyal Medya Hesaplarımız

EKİM, 2020

EKİM, 2020

“ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK “

Öğrenmek Nedir?

Teknik olarak öğrenme, kağıt üzerindeki sözcük ve rakamların göz ile algılanmasıyla (okumak) beyin tarafından, gelen kelimelerin şifrelerinin çözülmesi (anlama-kavrama) ve son olarak da okunan ve anlaşılan bilginin hafızaya kaydedilmesidir.

Daha genel tanımıyla: Öğrenme, okuyarak veya yaşayarak, bilinçli veya bilinçsizce, kendi kendinden veya başkalarından alınan bilgi ve duygunun davranış veya düşünce düzeyinde meydana getirdiği değişikliktir.

Bazı tanımlar ise ters yönlü olarak şöyle açıklar;  ‘Öğrenme, öğretilenler unutulduktan sonra aklımızda kalan şeydir…’ Gerçekten de insanlar öğrendiğinin % 80’ini 24 saat içerisinde unuturlar.

“ 21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyi, öğrendiklerini yeri geldiğinde yenileri ile değiştirebilmeyi ve yeniden öğrenmeyi beceremeyenler olacaktır. ”

Alvin Toffler (Rethinking the Future)

Peki Alvin Toffler bu sözüyle ne ifade etmek istemiş olabilir?

Öğrenmeyi öğrenmek yani bilgiyi arayıp bulmak, bunları kullanarak yeni durumlar için gerekli bilgiyi kendi kendine üretmek, yaşamında deneyimleyebileceği alanlar yaratmak, toplumda meydana gelen değişimlere uyum gösterebilme becerisi ve aynı zamanda bu değişimlerin kaynağı olan bireylerden olmaya çalışmak diyebiliriz.

Öğrenme ile ilgili en kritik noktalardan birisi de öğrenmenin öğrenilmiş olmasıdır. Öğrenme alışkanlığımızın oluşmasında en büyük etkiye sahip kurum okulumuz ve çevremizdir. Sosyal çevrenin öğrenme alışkanlıkları üzerine olan etkisi olumlu ya da olumsuz olabilir.

Lakin beynimiz, dijital bir kayıt cihazı gibi çalışmaz. Maruz kalınan bilgiler sürekli olarak beyin tarafından sorgulanır, taranır, geçmiş yaşantı/deneyimler bağlantı kurmaya çalışır ve şu soruları sorar:

Bu bilgiyi daha önce duydum mu? veya gördüm mü?

Bu bilgiyi ne ile özdeştirebilirim?

Bu bilgiyi nasıl ve nerede kullanabilirim?

Beyin sadece bilgiyi almaz onun üzerinde inceleme yapar ve çalışır. Beynimiz bir bakıma bilgisayar sistemine benzetilebilir. Şüphesiz ki bilgisayarın çalışması için ilk olarak onun açılması gerekir. Öğrenme pasif olduğunda ise beyin kapalıdır…

Peki öğrenmeyi nasıl aktif hale getirebiliriz? 

Eğer öğrenciler aşağıda belirtilenleri yaparlarsa daha iyi öğrenirler  (John Holt” 1967);

Bilgiyi kendi kelimeleri ile yeniden ifadelendirmek. Örneklendirmek.

Çeşitli biçimlerinin ve durumlarının neler olduğunu ayırt etmek.

Bilgi ile diğer faktörler ve fikirler arasında bağlantı kurmak.

Bilgiyi çeşitli biçimlerde kullanmak.

Bazı sonuçlarını önceden görmek.

Bilginin karşıtını veya tersini ifadelendirmek.

Şüphesiz ki öğrenmek yeni bilgileri bir şekilde ezberlemek değildir. Ezberlediklerimiz çoğunlukla birkaç saat içinde unutulur. Öğrenmek bilgiyi bir bütün olarak yutmak değil, çiğnemektir.

Farklı öğrenme aktivitelerinde farklı yöntemler de kullanabiliriz. Örneğin; öğrenmek istediğimiz bilgiye ve duruma göre: tekrar etme stratejileri, anlamlandırma stratejileri, örgütleme stratejileri ve duyuşsal stratejileri kullanabililiriz.

Son olarak öğrenmenin aslında bir sonuç değil süreç olduğunu öğrencilere anlatarak, sonu olan bir tünel değil dinamik bir yolculuk olduğunu benimsetmeliyiz.

HAZIRLAYAN: 

Elif ERGİN

Okul Psikolojik Danışmanı