0 216 390 64 77
Sosyal Medya Hesaplarımız

Denizcilik Kulübü

Denizcilik Kulübü

HAFTANIN SANCAĞI:

Halat / Hotel

Gemimde kılavuz var   Pilot on Board

HAFTANIN GEMİCİLİK TERİMLERİ:

Kabotaj
Cabotage
Bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı.
Kerte
Point, Rhumb
Bir dairenin 32’de biridir.

(11 derece 15 dakika).

HAFTANIN SÖZÜ:

Olgun kişi, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen kişidir.
Konfiçyüs

HAFTANIN ŞİİRİ:

KALBİM

Kalbim
Neden hep olmazlarda
Neden hep çıkmaz sokaklarda
Kalbim
Dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda
Sevdin olmadı
Bir dünya istedin kardeşçe
Olamadı
Fikret Kızılok

RÜZGAR  GÜLÜ:

BÜYÜKLERE MASALLAR:

Tanısı doğru olmayan hastalığa çare bulunmaz…!

Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu.

Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde
-Babama- yazıyordu.

Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:

Sevgili baba;
Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Sibel’de buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam…

Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorundu.
Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk…

Baba Sibel hamile!
Sibel’in dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.

Sibel benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez.

Karavanımızın önünde kendi kenevirimizi kendimiz  yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu sayede diğer ihtiyaçlarımıza ulaşacağız.
Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Sibel sağlığına kavuşsun diye..

O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor.

Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim.

Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak ve onları çok seveceksin

Oğlun Cihad.

NOT:
Baba, yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Mehmet’lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim.

 

Ertuğrul ve Kahraman Denizcileri

Ertuğrul savaş gemisi, Osmanlı donanmasının yaşlı ve yorgun gemilerinden birisiydi. 2. Abdülhamit bu önemli gerçeği görmezlikten gelerek onunla Japonya’ya bir dostluk ziyareti yapılmasını istemiştir. Ancak firkateynin ahşap gövdesi ve diğer teknik aksamı, bu sürpriz seyre hazır değildi.

Son hazırlıklarını titizlikle tamamlayan gemi, 609 denizci personeliyle birlikte 2 Temmuz 1888 tarihinde, saat 10.30’da bağlı bulunduğu İstanbul’daki limandan demir alır. Geniş bir halk kitlesi tarafından yoğun bir gösteriyle uğurlanan firkateynin cesur denizcileri, Japonya’ya kadar güçlü bir performans gösterirler. On bir aydan fazla süren yolculuktan sonra 7 Haziran 1889 tarihinde Yokohama Limanı’na demir atarlar. Japonlar, gemi personelini coşkulu bir şekilde karşılamışlardır. Gemide olağanüstü elçi rütbesiyle bulunan Amiral Osman Bey , çok gösterişli bir törenle Japon İmparatoru Meiji tarafından kabul edilmiştir.

Üç ayın sonunda görev tamamlanmış, geri dönüş için demir almak zamanı gelmiştir. Ancak hava şartları denize açılmak için son derece kötüdür. Japonlar bu nedenle amiralden geminin hareketinin ertelenmesini istemişlerdir. İmparator, daha büyük bir jest yapıp geminin ciddi bir bakımdan geçirilmesini önerir. Ancak Amiral Osman Bey, buna yetkileri olmadığını ifade ederek ve bir kaç gün sonra da fırtınanın çıkacağını bile bile denize açılır.

Verilen bu yanlış karar geminin ve personelinin kötü kaderini belirleyecekti. Seyir, ilk iki gün oldukça sakin geçmiştir. Fakat 16 Eylül 1989 tarihinde her şey birden bire değişecektir. Hansu Adası’na geldiklerinde gökyüzü aniden kararmış, sanki geminin üstüne çökmüştür. Rüzgar, kısa sürede şiddetli bir fırtınaya dönüşür.

Deniz kabarmış, fırtınanın etkisiyle yükselen dalgalar Ertuğrul’un yorgun gövdesini dövmeye başlamıştır. Gök ile deniz birleşmiş sanki gemiyi batırmak için uğraşıyor. Sığınacak bir liman arayan Ertuğrul’un artık dayanacak gücü kalmamıştır. Üç direğin birisi kırılmıştır. Ancak Kobe Limanı’na ulaşılırsa kurtulacaklardır, ama ne yazık ki bunu da başaramamışlardır. Kötü son, geminin dümeninin kopmasıyla başlamış ve hızı saatte 2 mile kadar düşmüştür. Artık yapacak başka hiç bir şeyleri kalmayan denizciler ve amiral, gemi ile birlikte Oşima Adası’nın güney burnundaki gemi mezarlığına doğru sürüklenmeye başlarlar.

Amiral Osman Bey, geminin terk edilmesi için gerekli hazırlıkların yapılmasını emreder. Fakat karanlık bir kabus gibi geminin üstüne bütün kasvetiyle çökmüş ve onu esir almıştır.

Gece saat 21.00’i gösterdiğinde Ertuğrulun yaşlı ve yorgun gövdesi bu havaya daha fazla direnemez ve kayalara çarparak acılar içinde, çığlık çığlığa parçalanır. Amiral Osman Bey, gemi komutanı Ali Bey, ikinci komutan Binbaşı Nuri Bey ve başçarkçı İbrahim Bey gemiyi terk etmeyerek son ana kadar mücadele ederler, ama başaramazlar. Gemiyi terk etmeyerek onunla birlikte okyanusun soğuk sularına gömülürler.

Ertuğrul savaş gemisinde bulunan 609 personelden sadece 69’u hayatta kalmayı başarabilmiştir. Denizci şehitlerimiz Oşima Adası’na gömülerek, adlarına çok anlamlı ve güzel bir anıt yapılır.
Anılarına saygıyla, hepsini yürekten selamlıyoruz.

Kaptan, Mürettebatı Tehlikeye mi Attı?

Yasin-C gemisi mürettebatının makine dairesine saklanarak korsanlardan kurtulmaları bir tartışma başlattı. Acaba bu yöntem ne kadar doğru?

 

Kaptan, Mürettebatı Tehlikeye mi Attı?

Yasin-C gemisi mürettebatının  makine dairesine saklanarak korsanlardan kurtulmaları bir tartışma başlattı. Acaba bu yöntem ne kadar doğru?

Sitemize yorum gönderen isim vermeyen bir okuyucu, bu duruma farklı ve eleştirel bir bakış açısı getiriyor.

Bu bakış açısıyla şu soru gündeme geliyor: Bu yöntem ne kadar doğru?

İşte okuyucumuzun yorumu:

FARKLI BİR YORUM

Gordugum kadarıyla herkes yapılan uygulamayı dogru olarak kabul edıp tebrıkler gonderıyor,
bence bu gemı personelını daha fazla tehlıkeye atmaktan baska bır sey degıl,
oldu ya gemı personelı saklandıgı yerde bulunsaydı ve tam 17 saattır kendılerıne muhattab arayan gozu donmus ınsanlar daha da fazla cılgına donseydı acaba olay nasıl sonuclanırdı ,bu ıs cocuk oyuncagı degıl kı bu ınsanlar gozunu kırpmadan adam oldurebılecek ınsanlar.
acaba sonucları nasıl olurdu? dusunmek lazım.o zaman murettebatı boyle bır uygulama yaptı dıye tebrık edenler acaba nasıl yorum yapardı.herhalde gemı kaptanını yerden yere vururlardı,” boyle sey olurmu kardesım cık adam gıbı karsılarına konus ne ıstıyolarsa sırkete bıldır once ınsanların can guvenlıgı” falan gıbısınden atıp tutardı homurdanırdı bazı ınsanlar.
bız korsan saldırılarının yogun oldugu donemlerde malaga bogazından gecerken gemı kaptanı bır yazı hazırlar salano astırırdı,icerıgı kısaca soyleydı korsanlar guverteye cıktıgı anda kesınlıkle mudahele edılmeyecek tum personel salonda toplanacak ve korsanlar bır zabıt tarafından benım yanıma getırılecek,ben muhatap olacagım.
budur ıste ınsan hayatına verılen onem budur.bır tarafta sılahlarla donatılmıs gozu donmus aç ınsanlar bır tarafta gemı murettebatı.
Gemı ıcınde saklanbac oynamak bır yontem olabılırmı,yapmayın Allah askına adamlar bu 17 saat ıcınde gemıyı bıle batırırdı ısteselerdı.gıderken bı kac yere bomba bırakıp gıtselerdı ne olacaktı.sonucta adamlar cılgına donmus bır halde gemıyı terk edıyorlar her turlu zarar verebılırlerdı gıder ayak.
BU KESINLIKLE BIR YONTEM DEGILDIR!!!KIMSE BUNUN DOGRU OLDUGUNU DUSUNMESIN VE YAPILAN BENCE INSAN HAYATINI DAHA BUYUK BIR TEHLIKEYE ATMAKTAN BASKA BIRSEY DEGILDIR.
Tum personele gecmıs olsun.slmlr saygılar.

IMO ne diyor?

Yapılması gerekenler bakımından Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) da bir rehber yayınlamış. 23 Haziran 2009 Tarihinde 1334 sayılı MSC Sirküleri olarak yayınlanan bu rehberde; korsanların önce önleyici manevralarla gemiye binmelerinin engellenmesi tavsiye ediliyor. Ancak korsanlar gemiye binmeyi başarırlarsa, o zaman kaptana şu tavsiyelerde bulunuluyor:

1.   Gemide en üst düzeyde güvenliği sağlamaya gayret edin,

2.   Mürettebatın gemi seyir kumandasından ayrılmamasına özen gösterin,

3.   korsanların bir an önce gemiden ayrılmaları için gereken önlemleri alın.

IMO; geminin kaptan köşkü, makine dairesi gibi alanlarının kilitlenerek korsanların buralara girmelerinin engellenmesini salık veriyor. Ancak, IMO tavsiyeleri arasında “gemide korsanların bulamayacakları bir yere saklanın” şeklinde bir madde yok. Korsanların ellerinde yangın bombası olabileceği ve bu yangın bombalarıyla gemiyi ateşe verebilecekleri ve mürettebatın hayatının tümden tehlikeye girebileceğinden endişe ediliyor.

Uzmanlar ne diyor?

Konuyla ilgili DenizHaber.Com’un görüşüne başvurduğu uzmanlar, Yasin-C gemisinde başvurulan yöntemin, yakında savaş gemileri bulunması halinde nisbeten olumlu sonuçlar verebileceğini ancak yardıma gelebilecek kuvvetler uzakta ise yaşamsal sakıncaları olabileceğine dikkat çektiler.

Uzmanların risklerine dikkat çektikleri konular; geminin uzun süre başıboş kalması, korsanların gemiyi havaya uçurma ihtimali, yakıt tanklarının patlaması sonucu geminin batma ihtimali ve korsanların kaçıp kurtulmaları imkanı olsa bile mürettebatın saklandığı yerde gemiyle birlikte batma ihtimali, korsanların gemiden çıkmayıp bekleme ihtimali başlıkları altında toplandı.

Bütün bunlar göze alınmaması gereken riskler olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar; “Geminin saldırıya uğradığı yer Kenya açıkları. Bölgede görevli deniz gücünün görev yeri ise Aden Körfezi. Yaklaşık bin deniz milinden fazla mesafe var. Buradan bir savaş gemisinin tam yolla buraya gelmesi en iyi ihtimalle 36 saat alır. Korsanların bunu biliyor olma ihtimalleri yüksektir. Savaş gemisi eğer yakınlarda ise, birkaç saat içerisinde yetişebilecek veya helikopter gönderebilecek ise  onlar yetişene kadar gemide kısa süreli saklanma belki düşünülebilir. Bu zaman arttıkça risk artacaktır” görüşünde.